7 Mayıs 2011 Cumartesi

Pegasus mu? Ohoo ben daha iyi uçarım

Az önce tiviide bir reklam gördüm. Kızın biri, hani uçma korkusu varmış da ailesini görmaaa hep otobosnan giderimiş öyle diyor. Sonra oh yaşasın artık fırsatlar çıkmışmış, biletler ucuzlamışmış. Lüküz hayaaağt lüküz hayaağt! Ardından dedim şimdi Ali Sabancı çıkcek, öyle bir olur ki diiicek. Ohannesburgerler! Hayaldi gerçek oldu diyen Tayyipli AKP logosu patladı ekranda.
Lan yoksa alzheimer'a mı yakalandım iki şeyi bir şeye bağlayamıyorum da başka şeylere gark oluyorum? Straz taşlı kitlem, söyle bana acaba nedir nedir?
Böyle pespaye, böyle dökülürken, böyle göbeğini kaşıyıp keh keh gülen üçkağıtçı oduncu kıvamında çıkıp bir de hayat bizimle güzelleşti demiyorlar mı... Bak demedi deme yakında sokakta yanınıza yanaşcekler, pşşt apla/baba dicekler: may neym is tosun...

Kadın sesinden tahrik olabilenin slogandan da içi gıcıklanır elbet...

Ahan da bu habere göre bazısının içi gıcıklanıyor bu sloganı atarken (Yaşasın devrim!). Oysa o slogan, senin gibiler avuçlarını oğuştururken doğmadı. O slogan, senin gibilerin ayakları altında ezilirken ya sosyalizm ya barbarlık diyerek ayağa kalkan insanların eseridir. O slogan, yumurtayı yiyenin değil, ellerine sağlık suratınıza fırlatanındır. O slogandan heyecan duyacak olanlar o heyecanı bir duymaya başladı mı da sizin avuçlarınız terler, yüzünüz kızarır, tabanlarınızda yağlanma hissi başgösterir ve sonra oturup Devrimden Sonra'yı izliyormuşuz gibi... Olur olur sen hiç merak etme...

İzle-izlet-izlemeyeni uyar (uygun bir dille)

Gutaftırnun sevgili ahali,
Bugünlerde başlayan bir dizinin sloganı böyle diyor. Gutaftırnun demiyor, izle izlet diyor. Lakin sizi bu sloganla dürtüklememin nedeni devrimden sonra. Yani önce devircem sonra söylicem nedenini. Hadi ordan! Yakında internetimize çüş denecek ya, alabildiğine sınırsız yazın gitsin anasını satayım...

Ne diyordum? Devrimden Sonra. 6 Mayıs itibariyle girdi vizyona. İzle, izlet, izlemeyeni uyar, uygun bir dille... Yoksa ben bi çakıcam... Hadi bakiim uzayın...

19 Nisan 2011 Salı

Birgünsağlıkçılargrevegiderken...

Bugün ve az önce, ve yarın bütün gün... Tüm Türkiye'de tüm sağlıkçılarımız; doktorlarımız hemşirelerimiz uzmanlarımız ve hastanede çalışan tüm personel için;

BU BLOGDA DA GREV VAR BACIM!

18 Nisan 2011 Pazartesi

Sezeryan yerine nihat doğan bebelerin akustik sorunsalı üzerine...

Pek hoşdeğer basın gitsin mensuplarına basmasanız da olur açıklamasıdır; Bu hafta neler oldu ve siz yazmadınız? Yazdınııız yazdınız. Sizi gidi siziler siziiii... Önce Nihat'a ağladık hep beraber. Ne demişti? "Ben ülkemin bir türlü bitirilemeyen metro inşaatlarını özledim. Beeeğn ülkemde her gün dayaktan ölen kadınları, işten atılmamak için tuvaletini tutmak zorunda kalıp böbrek hastası olan işçileri, sonra çişe bile gidecekleri işleri olmayan Tekel kardeşlerimi, ayrıcağğ ben bir Demet Akalın şarkısında Nişantaşı turlayan straz taşlı çantaşı kızlarımızı, bir Hülya Avşar sorunsalını ve Pepsi reklamındaki tavırlarını-kulun olam apla, veliaht poleniğimi (kralımızı vurmuşlar çok geçmiş olsun da diyerek de şöyle ki bir nihat doğan kolay yetişmiyi ben de Nişantaşı çocuuuyum beni de sevin), özledim sesiniiiee kokusunu özledimmm" dememiş miydi? Dememişti elbet. Nihat bile bu kadar saçmalayamaz diyen sesinize kurban olayım! Doğan görünümlü şahin nihat'ın akrep sokmasından mütevellit olduğuna kanaat getirdiğiniz insanüstü melekelerinin, bir zamanlar başbuyuran tarafından buyurularaktan Beşiktaş ilçe örgütü listelerinden salınan gazla bu denli gelişkinleştiğini bilmem hatırlatmama gerek var mı? Var mı? O zaman ben hatırlatmakla kalmaz, izninizle, bin sıfırcı hafize gücünde ensenizde et lokması olarak patlar, sizi "uyanan Türkiye" Mesudabiye ışınlamak suretiyle gerçekliğin tam ortasına zerkederim. Yaparım bunu. Öyle ki bir pazar sabahı Ertuğrul Günay protestosuna uyanan İzmir eşrafı gibi mahmur mahmur esneyesinizgelir de çeneniz kitlenir. Sizi Türk hekimlerine emanet ediveririm. Eyvahlar olsun! Siz zavallılar oysa ki ve malesef ve çok namüsait bir mahiyette kendilerinin performans listesinde iki artı iki eşittir beş'e denk gelen bir puana sahipsiniz. Öyle buyurdu berduşt! N'apsın benim hekim kardeşlerim? N'apsın nihatım doğanım? Sokmuş akrep bas bas ve tiz sesiyle "soktun bacaaaamıııı (gırdın galpimiiieee ile aynı perdeden)" diye bağırmakta. Nihat dururken hekimi kim düşünür? Sahi hekim dedim de... Bugün bir hekim kaç para sen biliyon mu kardeş basıncı? Bilmiyon de mi? Bir hekim kaça yetişiyi? Misal yılda 10bin dolarınan şöyle kallavi üj-bej milyar (eski paraynan) harcamadan hekim olunmeyi. Olunan hekime de kadro bulunmeyi. Bulunan hekime de daya performansı... Oooh dadından yinmez. Şimdi işte sırf bu nedenle, işbu yazımın ahan da bu kısmısını, geçen ay diş tedavim sırasında gördüğüm süper ilgi ve alaka nedeniyle ve herşeye rağmen bu ülkede iyi hekimlerimiz var ve iyi ki onlar var o kaa da kolay değil bu işler demiş olmak için, güzel ve gavur İzmir'in diş hastanesindeki doktorlarına armağan edesim gelir. Ayrıca hekim demişken, 19-20 Nisan günü başkaldıracak tüm sağlıkçı dostlarım kardeşlerim ve arkadaşlarımın o direnen yumruklarının, "kaldır başını indir kaşını yorgun demokrat"lara birer tokat gibi çarpmasını dilerim. Bana ayıramadığınız güzel vakitlerinizde gideyazdığınız şirket tanıtımları ve basınız lütfen toplantılarındaki poğaçaların midenize oturması dileklerim ve saygılarımla... Maskesizcin (çarpar... vallahi bak!)